Yazan: Sibel Şensu – 20 Temmuz 2017

 

İnsanoğlu, üzerinde yaşadığı yerkürenin hemen her metrekaresini adımlayıp keşfetti. En sarp kayalara, dünyanın en yüksek tepesine ulaşabildiği gibi suların olabildiğince derinlerini görmeye çalıştı. En kuzeyde ve en güneyde neler olduğuna bakmaya, balta girmemiş ormanlarda dolaşmaya, bin yıllık mağaralara girmeye, önüne çıkan her yeni coğrafyayı keşfetmeye çabaladı.

İnsanoğlunun  sınırlarının ötesini araştırma ve keşfetme merakı o kadar büyüktü ki, insanlık tarihinin pek de geç olmayan bir noktasında, bakışlarını gökyüzüne çevirdi ve büyük bir iştahla orada nelerin var olduğunu düşünmeye başladı. Evrende başka canlılar var mıydı? Yoksa uçsuz bucaksız bir boşlukta yapayalnız mıydık? Güneş sisteminde ya da güneş sistemi dışındaki gezegenlerde insanın yaşayabileceği başka yerler var mıydı? Çıplak gözle göremeyeceğimiz ve ancak “ışık hızı” ile gidersek ulaşabileceğimiz uzak yerlerde neler oluyordu?

 

Bir grup bilim adamı ve araştırmacı için bu sorulara yanıtlar bulmak yaşamlarını adadıkları birer amaç haline geldi. Ama dünya üzerinde bunca sorun varken uzaya çıkmak, bir hayale bunca para harcamak önemli ve riskli bir siyasi karardı. Neyse ki, dev bütçelere ihtiyaç duyulan araştırma projelerine destek verebilecek bazı ülkeler bulunuyordu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Sovyetler Birliği (SSCB) arasında “soğuk savaş” yılları başlamış, Doğu ve Batı blokları arasında ekonomik, bilimsel ve siyasi gerginliklerin yaşandığı bir döneme girilmişti. Özellikle ABD ve SSCB sürekli rekabet halindeydi.

SSCB, uzay araştırmaları alanındaki çekişmede öne geçti; 1957’de Sputnik 1 uzaya giden ilk araç oldu.

Amerikalıların kırılan gururunu onarma çabası ile o zamanki ABD Başkanı Kennedy, aya ilk ayak basanın bir Amerikalı olması talimatını verdi (1961).

Birkaç yıl sonra, 1966’da, SSCB yapımı Luna-9, aya iniş yapan ilk insansız araç oldu.

Kennedy’nin talimatından sadece 8 yıl sonra Amerikalılar isteneni gerçekleştirdiler; Apollo 11 aya ulaştı, ekip başkanı Neil Armstrong dünya tarihine ayda yürüyen ilk insan olarak kaydedildi.

 

Bizden birinin, bizim gibi bir insanın dünya dışında bir yere (aya) ilk kez ayak bastığı tarih 20 Temmuz 1969’dur.

Bu heyecan verici olay o gün tüm dünyada yaklaşık 600 milyon kişi tarafından izlenmiştir. Bazı kişilerin dürbünlerle aya baktıkları ve yürüyen astronotları görmeye çalıştıkları da rivayetler arasında…

O ana ait video kaydında Neil Armstrong’un, yavaşça uzay aracının merdivenlerden indiğini, bu sırada “İnsan için küçük ama insanlık için büyük bir adım!” dediğini, sonra bir yandan ortamı anlatırken bir yandan ay üzerinde yürüdüğünü görüyoruz. Astronotlar uzay aracına dönmeden önce beğendikleri bir alana Amerikan bayrağını dikiyorlar ve hemen altına 73 ülke liderinin barış dileklerini içeren bir silikon disk bırakıyorlar; 21 saat, 36 dakika ay üzerinde kaldıktan sonra dönüş yolculuğuna başlıyorlar.

Bu başarı, bilimsel kazançları bir yana bırakırsak, soğuk savaşta üstünlüğün tekrar ABD’ye geçmesine ve Amerikan halkının özgüveninin yeniden en üst düzeye çıkmasına yarıyor, yani ABD’ye büyük bir siyasi prestij kazandırıyor.

 

Üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen aydaki ilk yürüyüş ile ilgili tartışmalar sürüyor. Fotoğrafı görülen ayak izi gerçekten Neil Armstrong’a mı ait yoksa sahte mi; video görüntüleri gerçek mi, kurmaca mı; o ünlü cümle gerçekten Neil Armstrong’a mı ait? NASA, hepsinin gerçek olduğunu savunuyor ve kanıtlar sunuyor.

 

Aya yolculuk ve ayda yürüyüş 1972’ye kadar devam edip 10 astronot daha ay yüzeyine ayak izlerini bıraksalar da 20 Temmuz 1969, bir insanın dünya dışında bir yerde ilk kez yürüdüğü tarih olarak daima ayrı bir öneme sahip olacak.

Bugün NASA’da uzay araştırmalarına katkıda bulunan Türk bilim insanları olması bize gurur veriyor. Türkiye uzaydan yararlanmaya ilk olarak haberleşme ihtiyacının karşılanması amacıyla 1968’de başladı.

1994’de TÜRKSAT-1B yörüngeye yerleştirildi.

TÜBİTAK’da Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü ve İTÜ gibi bazı üniversitelerimizde Uzay Mühendisliği Bölümleri vardır.

İTÜpSAT1 2009’da uzaya gönderildi ve bu sayede Uzay Mühendisliği Bölümü lisans ve lisansüstü öğrencilerine uygulamalı uzay teknoloji eğitimleri sunulması amaçlandı.

Halen Türkiye Uzay Ajansı kurulması çalışmaları sürmektedir.

Türkiye APSCO (Asya – Pasifik Uzay İşbirliği Organizasyonu) üyesidir ve bu kuruluş, ilgilenen lise, üniversite, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine destek vermektedir.

Uzaya ilgi duyan gençlerimiz için doyurucu eğitim ve iş olanaklarının var olacağı yakın bir geleceği özlemle bekliyoruz.

Ay üzerinde ilk yürüyüş ile ilgili video kaydı için aşağıdaki linke bakabilirsiniz;

www.youtube.com/watch?v=cwZb2mqId0A


Kaynaklar:

1.www.nasa.gov

2.www.theguardian.com

3.https://www.universetoday.com/
4.Keban S. Mühendis ve Maklina 2009; 52(614): 74-77.

5.http://uzay.tubitak.gov.tr/
6.www.cnnturk.com/video/bilim-teknoloji/bilim/turkiyenin-uzay-calismalari

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.