Aşktan Geriye Kalanlar Müzesi

Yazan: İpek Şensu - 11.02.2017




Çok büyük umutlarla bir hikayeye başlıyoruz.

Büyük bir aşkla...

Hayallerle...

Bir ilişkiye yüklediğiniz anlam ne kadar büyükse, bittiğinde yaşadığınız hayal kırıklığı da o kadar yıkıcı oluyor.

Bu hep böyledir.

İlişki bittiğinde geride kocaman bir kalp kırıklığı, yıkılan hayaller, yitip giden umutlar...

Ve onun bir tişörtü kalır.

Ya da size doğum gününde sizi asla bırakmayacağını söyleyerek taktığı bir kolye...

Ya da içine not yazarak size verdiği bir kitap...

Bu acılar çok fazla gelir. Kimse bu kadar acı çekmemiştir, bu kadar bağlanmamıştır.

Bu kadar büyük bir yalana inanamıştır.

Hiç aldatılmamıştır.

Yüreğinize su serpelim: Aynı duyguları yaşayan bir sürü kişi ile bu sergide buluşacak, onların acılarına ortak olacak, öfkelerini paylaşacaksınız.

Hırvat sanatçılar Olinka Vištica ve Dražen Grubišic’in küratörlüklerini yaptıkları “Museum of Broken Relationships – Aşktan Geriye Kalanlar Müzesi”ni açmalarının arkasındaki motivasyon, işte tam olarak bu: Paylaşmak.



Müze, yirmi sekiz ülkede, kırk dört şehir gezerek bağış topluyor. Yani eski sevgililerinizden kalan eşyaları, hikayeleri ile birlikte bağışlayabiliyorsunuz. Hikayeniz, eşyanızla beraber dünyayı dolaşıyor.
 



Bir kaç gün önce bir internet sitesinde bir anket yaptım. Sorum: “Eski sevgilinizden kalan eşyaları ne yapıyorsunuz?”du.

Atanlar, yakanlar...

Ve kullanmaya devam edenler...

Ayrılık sonrasında onun tişörtünü giyenler, çıkaramayanlar...

Uzmanlar, aşk acısını atlatmanın yollarından en önemli olanının, ona ait olan her şeyi ortadan kaldırmak olduğunu söylüyor.
Bence kesinlikle yapılması gereken bu...Eşyaları, dolabınızın görünen bir yerinde...aldığı kitap, rafınızda...kolyesi, boynunuzda olduğu sürece bu dönemi aşmak mümkün değil.

Ancak eşyalarından ayrılamayan, onlarla yaşayan kişileri de anlayabiliyorum.

Onların bize aldığı şeyleri ya da kendi eşyalarını kullanarak, kendilerini yanımızda hissetmek istiyoruz.

Hiçbir şeyin değişmediğini... Hala bizimle olduğunu... 



Üzüntüler günün birinde mutlaka geçer.” diyor Küçük Prens.
 
Üzüntüler geçtikten sonra, eşyalarından kurtulmaya karar verdiğimizde, artık geri gelmeyeceğini kabullendiğimizde ya da onlara ihtiyaç duymadığımızda, evde de tutmak istemediğimizde nereye vereceğimize ya da atıp atmayacağımıza karar vermemiz gerekiyor.
 
Bir yerlere mi bağışlayalım, atalım mı, yakalım mı?
 
Bu sergi de burada devreye giriyor. Bağışlayarak iyileştirmeyi amaçlıyor. Manevi tatmin...
 
Hafiflemek...
 
İyileşmek...
 
Serbest bırakmak...
 
Bir terapi yöntemi...
 
Hikayemizin bir yerlerde yaşayacağını bilmek belki de...
 
Belki de dünyanın dört bir yanındaki kişilerle başımızdan geçenleri, kırgınlıklarımızı, öfkelerimizi paylaşmak...



Sergi, Sevgililer Günü’ne özel olarak 3-19 Şubat 2017 tarihleri arasında İstinye Park’ta olacak. Bağışlarınızı da getirebileceksiniz. İstinye Park’taki bu sergide sergilenmeyecek; ama dünyanın bir yerlerinde hikayeniz kim bilir kimler tarafından okunuyor olacak.
 
Ayrıntılı bilgi için resmi internet sayfaları:
http://asktangeriyekalanlar.com/