Düşündüğün gibi değil ! Açıklayabilirim !!!

Yazan: Psk. İpek Şensu - 30.12.2016


Aldatma nedir?

Hayır, bilimsel tanımlamalardan bahsetmiyorum. Sizin kendi tanımlamanızdan bahsediyorum.

Hangi davranışlar (ya da duygular) ‘aldatma’ya girer?

Cinsel ilişki, konuşma-mesajlaşma, buluşma... Hangisi sizin ‘kitabınızda’ aldatıldığınızı düşündürtür size?

“Tek gecelik ilişki yaşayan eşiniz, sizi aldatmış mıdır?” sorusuna çoğu kadın daha ılımlı yaklaşıyor mesela, bunu biliyor muydunuz? İçinde duygu yoksa kadınlar bunu sindirebiliyorlar.

Peki mesela sizinle “fingirdeyen” kişinin, aslında sevgilisi olduğunu öğrendiğinizde, aldatılmış mısınızdır? Aslında evet !

Çağımızın Vebası Issız Adamlar” yazımda tespitleriyle ve üslubuyla beni çok eğlendiren ve yüreğime su serpen Sevgili Ebrar Güldemler, benden “Aldatma” ile ilgili bir yazı yazmamı istediğinde, öncelikle aynı konuda kendi yazdığı yazıyı okudum. Yine insana umut veren, bazen sinirlendirip bazen güldüren; ama yine herkesin duygularına tercüman olmuş bir yazı çıktı karşıma...

“Eskiden ‘tek eşlilik’ hayat boyu tek eş demekti, şimdiyse aynı anda tek kişi demek haline geldi.”



İnsanlar neden aldatır?

Aldatıldığımızı öğrendikten sonra aklımıza gelen sorular genelde kendimizi suçlar ya da sorgular nitelikte oluyor.

“Bende mi bir sorun var?”

“Nerede yanlış yaptım?”

“Yeterince güzel, zeki, çekici değil miyim?”

“Hayır, ‘o kadın’ sizden daha güzel, akıllı, çekici, kadınsı falan değil.”


Neden bir kişi yetmiyor?

Bunun kadın ve erkek için ayrı sebepleri var aslında...
 
Erkekler eşlerini aldatırlarken çoğu zaman tek gecelik ilişki yaşar, oysaki kadınlar eşlerini aldatıyorlarsa gerçekten karşılarındaki kişiden hoşlanmışlardır. Hatta belki aşık olmuşlardır.
 
Çoğu erkek, çevrelerinden “erkek olma”ya yönelik çeşitli baskılar görerek yetişiyor. Erkek olmak, çok kadınla beraber olmak, “skor” yapmakla eş değer tutuluyor. Ne kadar çok kadınla beraber olursan o kadar erkek olursun!
 
Kadınlarsa doğaları gereği duygusal varlıklar olduklarından, onların tek gecelik, “skor” yapacakları adamlarla işleri olmuyor.
 
Kadınlar sevgililerinden, ilişki içerisinde sevgi ve ilgi bekliyorlar. Kadınlar için el ele tutuşmak, sarılmak, günlerinin nasıl geçtiğinin sorulması, dertlerine ortak olunması, o ilişkiden doyum sağlamaları için çoğu zaman yeterli oluyor. Bu tür duygusal ihtiyaçları karşılanmadığında da, onlara ilgi gösteren erkeklerden “hoşlanma”ya meyilli oluyorlar. İlişkilerinde bulamadıkları o “güçlü” ve “duyarlı” erkeği başkasında bulduklarında eşlerini aldatmaya başlıyorlar. İlişkisinde erkek tarafından sürekli küçümsenen ve eleştirilen kadın, bir başkası ona ilgi gösterdiğinde ve ona iltifatlar edip onu “onore” ettiğinde kadın kendisini yeniden değerli ve işe yarar hissediyor.
 
Yani ilişkisinde mutsuz olan kadın aldatıyor.
 
“Erkek yatarak, kadın severek aldatır"


Kadın ve erkeklerin ortak aldatma sebepleri arasında eşlerinden “ilgi görememek” var. Daha doğrusu bahaneleri bu: “Eşim bana yeterli ilgiyi göstermiyordu.”
 
Uzman Psikolog ve Evlilik Terapisti Yrd. Doç. Dr. Hatice Topçu Ersoy’a göre özgüven eksikliği olanlar, mutluluklarını kendi davranışlarına değil karşı tarafa bağlayan ve hayatlarının sorumluluğunu alamayan kişiler, eşlerinin ilgisizliğinden yakınıyor ve aldatıyorlar. Psikolojik açıdan sağlıklı kişiler başkalarından sevgi ve ilgi beklemez, kendi kendilerine mutlu, huzurlu ve “bir bütün” hissedebilirler. Eğer kendilerini yeterli ve değerli hissedemezlerse, kendilerine ilgi gösterebilecek başka kişilerin arayışına geçebilirler. Bu, aşağılık komplekslerinin bir ürünüdür. Yani sağlıklı bir durum değildir.
 
Yani aldatıldıktan sonra size bahane olarak “Bana ilgi göstermedin” diyen eşinize karşı suçluluk duymayın. Bu onun problemi... Siz onun annesi, babası, bakıcısı değilsiniz.
 
“Sebepler sonsuz. Seni beğenmiyor, kilonu beğenmiyor, bir şeyini beğenmiyor, bilmiyorum, kendi az gelişmişliğine sana dair bir şeyi mazeret ediyor. Kimseyi memnun etme zorunluluğumuz olamaz.”
 
Eşleri tarafından kapana kıstırılmış gibi hisseden erkekler, kendilerine özgür olduklarını kanıtlamak için başka kadınlarla ilişkiye girebilirler. Flörtleşirler, tek gecelik ilişki yaşarlar, mesajlaşır, konuşurlar... Böylelikle hem kendilerine hem arkadaş çevrelerine kendilerini “ezdirmeyeceklerini” düşünürler.
 
Ayrıca bazı erkekler, eşleri kendilerinden daha güzel, daha çok seviliyor, ilgi görüyor, daha başarılı diye kendilerini ezik hissedip eşlerini aldatmaktadırlar. Bu şekilde eşlerini cezalandırmayı amaçlarlar, kendilerini değersizleştirdiklerini bilmeden...


Kadınlarda çokça karşılaşılan bir başka sebep de intikam duygusudur.


Eşi tarafından aldatılan dominant bir kadın, eşinden öç almak için tek gecelik bir ilişki yaşayıp sonrasında pişmanlık duyabilir. Kadınlar, eşlerinden intikam alarak özgüvenlerini yeniden kazanmayı, arzulandıklarını hissetmeyi amaçlıyorlar.
 
“Kadın bir yasak ilişki yaşadığında yüzünde bir parıltı belirir ve her bakımdan çok çekici olur.”
 Cem Keçe
 
Aile, İlişki ve Evlilik Terapisti Serhat Yabancı’ya göre aldatma, bir bağlanma sorunu. Narsist insanlar, kendilerini eşlerinden üstün gördüklerinden dolayı aldatmaya meyilli oluyorlar.
 
Ayrıca, psikolojik ya da biyolojik bir çok hastalık, kişileri aldatmaya meyilli hale getirebiliyor;

“Manik-depresif bir hasta, hiçbir kural tanımadan eşini aldatabilir. Çünkü manik hasta çok konuşur, uyumaz, sürekli gezer, çok alışveriş yapar, çok girişken ve sevecen olur, aşırı sekse düşkün olur…”
 
“Kişilik bozukluklarından Borderline, Histerik ve Psikopat kişilikler eşlerini zaman zaman aldatabilirler. Zekası zayıf ve telkine yatkın insanlar da bu yola girebilirler. Sürekli heyecan-adrenalin peşinde koşan bazı kadınlar da sık sık partner değiştirerek bu dürtülerini tatmin ederler.”
 
“Kullanılan bazı ilaçların etkisiyle cinsel güç artıp kişiyi değişikliğe itebilir. Veya aşırı östrojen hormonu salgılayan bir tümör de kadını hiper seksüel yapıp, aldatmaya sürükleyebilir. Bazı antidepresanlar da aşırı bir özgüven ve karşı cinse yönelimde artış yapabilir. Bu durumda da aldatma olabilir.”
 
“Veya çoğul kişilik bozukluğu olan bir kadın, kişiliklerinden biriyle aldatmayı gerçekleştirebilir…”
 
“Diğer yandan temporal epilepsisi olan bir insan da nöbeti esnasında böyle bir şey yapabilir ve hatırlamayabilir.”
 
Son olarak çok ilginç bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. CİSED Adana Şube Başkanı Cinsel Terapist Uzm. Dr. Taner Canatar yaptığı bir çalışmada birden fazla kadın tarafından büyütülmüş erkeklerin aldatmaya daha yatkın olduğunu bulmuştur.
 
Eşini aldattığını itiraf eden 500 erkeğin yüzde yetmişi çocuklukta birden fazla kadın tarafından büyütülmüştür (bakıcı, babaane, anneanne, teyze, anne...).  Birden fazla, farklı kadın tipi içerisinde büyütülmüş erkekler ileride bağlanma sorunu yaşayabilmektedirler.
 
Tabii ki bu kesin ve değişmez bir yargı değil. İstisnalar olabilir; ancak çocuklukta yaşanan her şey günümüzü etkiler. “Zaman, mekan ve oyuncular değişse bile roller hep aynı kalır.”



Ne yapmalı?

Ne yapmak istiyorsunuz?

Öğrendiğiniz ilk dakika yaşadığınız sinir krizi geçene kadar bekleyin önce. Kadın ya da erkek fark etmez; “aldatılmış" olmanın yaşattığı acı, öfke, hayal kırıklığı cinsiyet tanımaz.

Önce sakinleşmeyi bekleyin. Kendinizi suçlamadığınız ve sakinleştiğiniz zaman düşünmeye başlayın. Kendi kendinizi yargılamadan...

Ne yapmak istiyorsunuz?

Aldatıldınız; ama sevgiliniz pişman ve sizden af diliyor.

Ne yapmak istiyorsunuz?

Eğer affetmek istiyorsanız, gerçekten affetmeli ve yolunuza devam etmelisiniz. Genelde affetmiş gibi gözükürüz; ancak en ufak bir kavgada geçmişi deşmeye de oldukça meyilliyizdir. Bunun kimseye bir faydası olmayacaktır.

Eğer iki taraf da ilişkiyi kurtarmaya istekliyse, bu davranışın neden yapıldığı iyice, dürüst bir şekilde konuşulmalı; çünkü aldatma ilişkide bir sorunun olduğunun, taraflardan (en az) birisinin duygusal boşluk yaşadığının bir göstergesi. Bu sorun ortadan kalktığında ilişkinin kurtarılması da mümkün oluyor.

"Eğer eşiniz sizi aldatmışsa bu onun problemidir. Eğer eşiniz sizi ikinci kez aldatmışsa bu sizin probleminizdir."

Peki ya affetmek istemiyorsanız?

“Şifa kendinizde…Emek vermeye değecek tek varlık; kendinizsiniz. Kendi kimliğinize dönmek, yapmaktan mutlu olduklarınızı yapmaya devam etmek en iyisi. Renkli yün yumaklarınız bile olanları anlamaya çalışmaktan daha değerli.”

“Geride biraz öfke kalıyor, haksızlığa uğramışlığın doğal sonucu olarak…”



Kaynaklar:

http://blogcuanne.com/2016/09/02/ne-gerek-vardi-ki-simdi/
(Ebrar Güldemler’in yazısının tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.)