Yazan: Ümit Tan – 14 Eylül 2017

Editörüm arayıp da “Bir kodlamadır gidiyor, nedir bu kodlama, bir yazı yazıp da aydınlatsana bizi.” deyinceye kadar, bu konunun ebeveynler arasında bu kadar yaygın olarak konuşulduğunu doğrusu bilmiyordum.

Üstelik, evrim kuramının tamamen sistemden çıkarıldığı, bilimsel eğitimin yerini dinsel bilgilerin aldığı “yeni” müfredat sistemimizde de “kodlama” adlı bir ders olacağını öğrenince, işin ne kadar “ciddi” olduğunu anladım.

Daha sonra, biraz belleğimi yoklayınca, geçen yıl MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri “YEĞİTEK” Genel Müdürü olarak atanan Ahmet Onur Ak’ın (*), “kodlama” eğitiminin 2017 ders yılından itibaren Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi kapsamında 5 ve 6’ncı sınıflarda zorunlu, 7 ve 8’inci sınıflarda seçmeli olacağını ve bunun olumlu sonuçları olursa, ilkokul ve liseler için de çalışma başlatabileceklerini söylediğini anımsadım. (Hürriyet – 28 Mart 2016)

Üstelik, örneğin, 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibariyle ortaokullarda 5 milyon 211 bin 506 öğrencinin eğitim gördüğünü, yani bu kararın 5 milyondan fazla öğrenciyi ilgilendirdiğini de düşününce, işin ne kadar önemli olduğunu anlamış oldum.

“Kodlama” aslında İngilizce “coding” kelimesinin tercümesi gibi ama, “kodlama”, “coding”le kasdedilen kavramı tam karşılamıyor. “Coding” aslında, hani şu bizim “bilgisayar programlama” olarak bildiğimiz şey. Yani bilgisayara ya da elektronik devre ve mekanik sistemlerden oluşan düzeneklere bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi.

Etrafınıza bir bakın, akıllı telefonlarda ve tabletlerde, artık arabalarda, akıllı evlerde; alışveriş, finans, gezi, arkadaşlık, eğitim, fitness vb. hayatımızı kolaylaştırdığını da inkar edemeyeceğimiz, on binlerce uygulama var.

İşte bu uygulamaların tamamı birer “coding” eseri. Yani kodlama = uygulama yaratma (oluşturma) diyebiliriz.

Efendim, uzmanların dediğine göre, işte bu kodlama eğitimini küçük yaşta almak, çocuğun bilişimsel ve algoritmik düşünme becerilerini geliştiriyormuş. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Özdemir, kodlamanın gelecekteki işleviyle ilgili Hürriyet Gazetesi muhabirine şunları söylüyor:

“Bugünün çocuklarının büyüdüklerinde, uzun zamandır depolanan ‘büyük veri’ ile uğraşması ve her alanda doğru kararlar verebilmek için o büyük veriyi analiz edip anlamlı sonuçlara ulaşması gerekiyor. Büyük veriyle uğraşmasını beklediğimiz yakın geleceğin yetişkinlerinin sahip olması gereken en önemli zihinsel araçlardan birisi kodlama ve onun getireceği algoritmik (sistematik) düşünme becerisi olacak. Bir anlamda, kodlama becerisi, çocuklarımıza etraflarını saran bilgisayarlı makinelerle ve büyük veri yığınları ile iletişime geçmelerini, onlara ne yapmaları gerektiğini emredebilmelerini ve onlardan gelen sinyalleri anlayabilmelerini sağlayacak yeni bir ‘dil’ becerisi olacak.” (Hürriyet – 28 Mart 2016)

Fakat, dikkat edilirse, uzmanımız, neden büyüdüklerinde alabilecekleri bu “kodlama” eğitiminin ÇOCUKLARA, ÇOCUK İKEN  verilmesi gerektiğini açıklayamıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın eba.gov.tr adlı sitesinde de,

“Günümüzde okuma – yazma bilen, aritmetik bilgileri olan kişileri tanımlamakta kullanılan ‘eğitimli insan’ tanımının değiştiği; okuma, yazma, problem çözme gibi eğitimin hedeflediği temel becerilere 21. yüzyılda bir yenisinin eklendiği, bunun da ‘kodlama becerisi’ olduğu, temel kodlama mantığının da giderek günlük hayatın bir parçası haline geldiği” belirtilmiş ve “Bu yüzden de bunun küçük yaşta çocuklara öğretilmesi gerektiği” savunulmuş.

Yine, neden çocuk yaşta öğretilmesi gereğini açıklayan bir söz yok bu açıklamada.

Aslında, (nedeni tartışılabilir) başta google olmak üzere birçok dev yazılım ve donanım firması bu konuda çalışmalara çoktan başlamış ve (nedeni yine bilinmez) bedelsiz kullanıma sundukları birçok “coding” programı geliştirmişler.

Bunların başlıcaları, başta google’ın geliştirdiği “Goggle CS first”, codecademy, code.org, scratchJr, Blocky Games ve Alice, Tynker Games, Kodable, LightbotJr, Robot Turtles, Hopscotch, Alice, Kodu, Gamestar Mechanic, Gamemaker.

Bunların çoğu ya oyun geliştirme yazılımları (yani kullanıcı kendisi oyun programı yazıyor) ya da kimya, matematik gibi konuları oyunlarla öğretme iddiasında.

Peki, bu “kodlama” eğitimini okullarımızda kimler verecek? Veya hangi altyapı ve / veya eğitim materyalleri kullanılarak bu eğitimi vereceğiz?

YEĞİTEK Genel Müdürü Ak,

“Eş zamanlı olarak öğretmenlerin eğitimlerini de planlıyoruz. Öğretmenlerin belli düzeyde kodlama bilgileri var (!). Biz de hizmet içi eğitim kapsamında arkadaşlarımızı, yenilenen müfredatla, kodlama konusunda geliştirdiğimiz araç gereçlerle ilgili bilgilendireceğiz. FATİH Projesi kapsamında öğretmenlerimize sürekli uzaktan eğitimlerle EBA’nın kullanımı ve içindeki uygulamalarla ilgili bilgilendirmeler yapıyoruz. Ayrıca kodlama ile ilgili hizmet içi eğitimleri hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim sistemiyle vereceğiz” demiş.

Çocuklarda zaten bilgisayar (akıllı telefon, tablet vs.) bağımlılığının tehlikeli boyutlara ulaştığı günümüzde, onları koşup oynamaya yönlendirmek yerine, belki daha da bağımlı hale getirecek bu tür uygulamalara  neden gereksinim olduğu eğitimciler arasında tartışılıyor.

Ayrıca araştırmalara göre, tüm teknik bilgilerimizin %60’ının iki yıl içerisinde tamamen geçersiz hale geldiği ve her gün yeni yazılımların geliştirildiği dünyamızda, bugün verilecek (tam ve eksiksiz verileceğini de varsayalım) bir eğitimi alan bir çocuğun, örneğin iş hayatına atılacağı yıllar geldiği zaman, öğrendiklerinin ne kadarının geçerli olacağı da meçhul.

“Kodlama” eğitiminin neden ancak küçük yaşta başlayıp, çok uzun yıllar sürerse öğrenilebileceğini ve ileri yaşlarda, örneğin üniversitede veya iş hayatında öğrenilemeyeceğini açıklayan bir veri de yok.

Genel görüş, 15 – 16 yaşlarından daha önce bu tür bir eğitimin verilmesinin son derece gereksiz olduğu, bir tür kariyer hazırlığı olan bu tür bir eğitimin çocuk yaşlara kadar indirilmemesi gerektiğidir.

Dolayısıyla da ebeveynlerin, çocuklarının erken yaşta bu eğitime başlamazlarsa, bir anlamda treni kaçıracağını düşünmeleri için hiçbir neden yok. Çocukların bu teknoloji dünyasında başarılı olmalarını sağlayacak tek şey, onlara yaratıcı, yenilikçi ve genişlemeci düşünme yeteneklerinin kazandırılmasıdır. Bu da sadece serbest ve özgür oyun ortamlarında bulunmaktan geçer. Saatler ve saatler boyu ekran başında oturmaktan değil!

İlgili bağlantılar:

http://www.eba.gov.tr/kod

https://www.cs-first.com/en/home

https://blockly-games.appspot.com/

https://www.acikakademi.com/portal/egitimler/kodu.aspx

https://code.org/

https://www.tynker.com/

https://www.codecademy.com/

(*) (Ahmet Onur Ak isminin, belleği güçlü olanlarımız, geçen yıl yayımlanan ve iktidardaki isimlere yakınlıklarıyla yükseldiklerinin öne sürüldüğü 85 kişilik bir torpil listesinde yer alan isimlerden biri ve o zamanki Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın yeğeninin eşi olduğunu anımsayabilirler. (Sözcü 21 mart 2016)

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.