Erkek Beyni Kadın Beyninden Farklı Çalışır, Peki Nasıl?
Yazan: Psk. İpek Şensu - 30.12.2016


Erkek beyniyle kadın beyninin farklı çalıştığını herkes, hayatlarının birçok döneminde deneyimliyor zaten. Bu yeni bir fikir değil! Ancak bu konuyu bir kez de burada inceleyelim istedim.

Mark Gungor’e göre, erkek beyni kutucuklardan yapılmıştır. Her şeyin bir kutusu vardır; araba kutusu, para kutusu, iş kutusu, sevgilisinin, eşinin kutusu, çocuklarının kutusu... Hiçbir kutu birbirine değmez. Eğer bir kutu hakkında bir sorun varsa, sadece o kutuya gidilir. Kutu açılır ve sadece o kutu içindekiler konuşulur, düşünülür, tartışılır ve kapanır. Ve kutu tekrar diğer hiçbir kutuya değmeden beyindeki o belli yere konur.

Kadın beyni ise çok daha farklıdır; her şey bir diğeriyle bağlantılıdır. Para arabayla, araba işle, iş annesiyle... Her şey her şeyle bağlıdır... Bütün bunlar çok önemli bir enerjiyle çalışır; duygularla.

Erkeklerde bir kutu vardır ki, bu onların hayatlarındaki en önemli kutudur ve bu kutu kadınlarda yoktur; “Hiçlik Kutusu”.


Mümkün olsa, bütün vakitlerini orada geçirirler. Erkekler, beyin ölümü geçirmiş gibi saatlerce orada takılırlar. Balık tutmaları ve televizyon izlemeleri gibi... Saatlerce o şekilde, hiçbir şey yapmadan durabilirler.

Kadınlarsa asla durmazlar, erkeklerdeki bu “Hiçlik Kutusu”nu asla anlamazlar ve kendi hayatlarında asla “Hiçlik Kutusu”na giremezler. Bu da onları çılgına çevirir; çünkü bir kadını çılgına çeviren en güçlü şeylerden biri, erkeğin hiçbir tepki göstermemesi, hiçbir şey yapmamasıdır.

Kadınla erkeğin bir stresle karşılaştıktan sonraki davranışları da tamamen farklıdır.

Erkekler stresle karşılaştıklarında yaptıkları şey, “Hiçlik Kutusu”na kaçmaktır. Suskunlaşır ve ortamı terk ederler. Asla yapmak istemedikleri şey ise, “bu konuyu konuşmak”tır. Asla konuşmak istemezler, sadece öylece durmak isterler. Kadınlarsa bir stres durumuyla karşılaştıklarında konuşurlar, duygusal tepki verirler ve yakınlık isterler. Bu yüzden, bir tartışma sonunda ya da erkeklerin stres anında olduklarını fark ettiklerinde, erkeklerin de konuşma ihtiyacı olduğunu düşünüp sinsice yanlarına giderler ve  “Bu konuda ne düşünüyorsun?” diye sorarlar.

“Hiç.”

“Ama bir şey düşünmek zorundasın."

“Hiçbir şey düşünmüyorum.”


Ama kadın konuşmak zorundadır. Eğer konuşmazsa, beyni tam anlamıyla patlayacak gibi olur. Kadınlar bir stres anında abartılı düşünmeye ve abartılı tepkiler vermeye oldukça yatkındırlar.

Cem Keçe’ye ve diğer bütün ilişki terapistlerine göre, ilişkilerdeki sorunları çözmenin tek yolu, kadın ve erkek arasındaki farkları bilmekten geçer. Erkek ve kadın, karşı tarafın stres anındaki davranışlarını doğru yorumlayamazsa, iki taraf da ilişkilerinin daha kötüye gittiği ve artık sevilmedikleri gibi yanlış düşüncelere kapılabilirler.

Birbirlerini sevdikleri için birbirlerine bir çözüm üretmek durumunda kalırlar. Erkek kadını sevdiğinden, kadının konuşmasına izin verir; beynini kapatarak, dinliyormuş gibi yaparak... Kadınsa, erkeğin stres durumunda, onu sevdiğinden, kendisiyle konuşması için ısrar eder. Başında dırdır eder. Nasıl olduğunu, ne hissettiğini, sorunun ne olduğunu sorar. Ancak erkek konuşmadığı için “ölmemektedir.” Onun beyni böyle çalışmamaktadır. Erkeği stresli durumlarda yalnız bırakmak en iyi çözümdür.

“Savaş ya da kaç”, herkesin içinde olan doğal bir içgüdüdür. Bir tehlike ya da stres anında kişi otomatik olarak savaşmanın ya da kaçmanın kendisine getirilerini gözden geçirip ona uygun bir hamle yapar. Erkek bir stres anında “kaç”ma tepkisini kullanıp susar ve ortamdan uzaklaşır. Televizyon izler, spor yapar, bilgisayar oynar vb. Hatta stres kronikleşmişse, alkol veya uyuşturucu kullanabilir.

Kadın ise, stres durumunda, ilk önce daha çok konuşur ve abartılı düşünmeye başlar. Partneriyle, arkadaşlarıyla ya da ailesiyle zaman geçirmeyi tercih eder, daha çok yemek yer. Konuşma, destek alma ya da ne yapması gerektiğini sorma ihtiyacı hisseder. Bunun nedeni, stresi azaltma ve kendini koruma amacıyla, kendisinin ve çocuğunun bakımıyla ilgilenmek gibi, şefkat ve ilgi gerektiren aktivitelere ağırlık vermesidir.


Kadınlar, stresli dönemlerde depresyon, yeme ve uyku bozuklukları gibi ruhsal sorunlar yaşar. Erkekle arasındaki farkı bilmediğinden, erkeğin uzaklaşmasını kişisel algılar ve sevilmediğini düşünür. Kadın, erkeği de kendisi gibi bilir: Yani bir kadın için sessizleşip ortamı terk etmek “yalnızca büyük bir kırgınlığın, sevgisizliğin ve ilgisizliğin belirtisidir”.

Kendini korumaya almak için sessizleşen erkek, gerçekte çektiği acıyı inkâr etmeye çalıştığı için kadının acısını fark edemez. Bu yüzden de strese yol açan sorunları önemsemez, otomatik olarak kendini kapatır, sanki her şey yolundaymış gibi davranır, “mış gibi” yapar, kendisine yardımcı olma çabalarına tümüyle karşı koyar.

Erkek tartışma sırasında homurdanmaya başlar. Bu homurdanma kadını korkutur ve uzaklaştırır. “Aslında bu da erkeğin gizli isteğidir”.

Kadın, SENmerkezci olduğu için genişler, hep kendinden verir, fedakârlık yapar ve erkeği de kendisi gibi algıladığı için, onun da gitgide daha verici olacağını ve aldıklarının karşılığını fazlasıyla vereceğini varsayar. Ama işler böyle yürümez, yürüyemez; çünkü erkek, BENmerkezcidir.

Kadın, isteklerini ima etmeden, açık bir dille ifade etmelidir. Erkek bu istekler karşısında homurdanır, ancak bu istekleri yerine getirir. Kadın bunun kötü bir şey olmadığını anlamalıdır. “Yani erkekten bir şeyler istemek ve susmak yeterlidir.”

“Kadın, erkeğin tek başına kalıp, sorununu sessizce çözümlemek isteğine anlayış göstermek yerine, kendini terk edilmiş hisseder, haksız yere terkle cezalandırıldığını varsayar. Erkeğin içine kapanmasını tehdit unsuru olarak algılar ve korkar. Erkeği rahat bırakmaz, peşinden gider, neler olup bittiğine dair sorular sorar. “Daha konuşmamız bitmedi, nereye gidiyorsun?” diyerek iletişimi sürdürmek ister. Çünkü “Kadınca dili”nde kadın ancak bilinçli verilmiş bir kararla ve erkekten tümüyle vazgeçince içine kapanır ve susar. Ayrıca susan ve giden kadının tekrar geri gelmesi de uzun bir zaman alır. Bu nedenle kadın erkeğin susmasından ve uzaklaşmasından korkar.”

“Tüm bu anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak için erkeğin tek yapması gereken, yalnız kalma ihtiyacı hissettiğinde; “Biraz yalnız kalmaya ve düşünmeye ihtiyacım var. Seni çok seviyorum. 1 saat sonra geri geleceğim, merak etme” demektir. Yalnız kalan ve düşünen bir erkek, stresini kontrol etmeyi ve geride bırakmayı başarır, gereğinden fazla tepki verdiğini fark eder, olaylara yanlış açıdan baktığını düşünür, gevşer ve rahatlar.”

Cem Keçe’nin makalesinin tamamına ve Mark Gungor’un konuşmasına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.



KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAĞLANTILAR:

https://cemkece.com.tr/m-kadinin-stresle-imtihani.html

https://www.youtube.com/watch?v=814eR5K7KD8



Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com'a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.