İnanmanın Psikolojisi

Yazan: Psk. İpek Şensu - 26.01.2017


İnsanlar çağlar boyu bir şeylere inanmak istemişlerdir. “İnanmak”, “hayal kurmak”, “umut etmek”.

Hiç kimse umut etmeden yaşayamaz. 

Hayatımızın her aşamasında çeşitli sıkıntılar, zorluklar yaşıyoruz. Hastalıklar, kayıplar, yas dönemleri, savaşlar, göçler... Ya da daha kişisel, daha küçük olaylar; ayrılıklar, boşanmalar, sınav kaygıları, kavgalar, herhangi bir sebepten yaşadığımız endişe... Bütün bu olaylar bizim dışımızda gelişiyor ve hiçbirine engel olamıyoruz. Bu da biz ölümlüleri kızdırıyor, telaşlandırıyor, üzüyor.

Kendini bilim insanı ya da rasyonel olarak tanımlayan birçok insan, kendi kontrolleri dışında gelişen olaylar karşısında doğaüstü şeylere inanabiliyorlar.

Doğaüstü şeylere inanmanın kişinin üzerindeki etkilerini inceleyen bir çok araştırma yapılmış.

Yapılan bir çalışmada görülmüş ki, doğaüstü şeylere inanan insanlar, verdikleri karara daha çok güven duymaktadırlar. Yani inandıkları şeyin arkasında duruyorlar.

Bir başka araştırmada, katılımcıların bir kısmına yanlarında kendilerine şans getirdiklerine inandıkları bir şey getirmeleri ve bir test çözmeleri istenmiş. "Şans tılsımı" getiren katılımcılar, getirmeyen katılımcılara göre yaptıkları testte daha iyi bir performans göstermişlerdir.


“Kendimizi hayaletlere inandırırız; çünkü evrenin tesadüfiliği bize hoş gelmez.” Adam Waytz - Northwestern Üniversitesi


Bir şeylere inanmak istiyoruz. Falcılara, astrologlara, rüya yorumcularına... Çünkü “umut” arıyoruz. Şu anda her ne yaşıyor olursak olalım, bir gün, bugün değil ama bir gün, her şeyin güzel olacağına inanmak istiyoruz.

Evet, elbette güzel olacak; ama ne zaman?

Merkür retrodan çıkınca...
3 vakte kadar...
Şimdi dolunay...Dolunayın etkisi 4 gün sürer...

Peki ne olacak, nasıl mutlu olacağım?

K harfli biriyle tanışacaksın...
Önüne iş fırsatı çıkacak....
Kariyerin için çok önemli olan bir aya gireceksin...
Çocuğun olsun istiyorsan önümüzdeki üç gün çok önemli...

Peki bu ne derece sağlıklı/normal?

Herkes, istediği her şeye inanabilir. Bunda hiçbir sıkıntı yok. İstersen falcıya git, istersen her gün sevdiğin astroloğun köşesini oku, istersen meleklerden iste, istersen Hıdırellez’de dilek dile!

Umut aramak kötü bir şey değildir. Ona inanmak sana huzur veriyorsa, istediğin şeye inanabilirsin. Kimse seninle dalga geçemez.

İnan ki dalga geçenler ve senin inandığın şeye inanmayanlar her zaman olacak ve inan ki onlar da başka bir şeylere inanıyor olacaklar.

Çünkü herkes hayatlarının değişik evrelerinde kendilerinin kontrolü dışında çeşitli olaylar yaşarlar ve bunu kaldıramayacaklarını düşünürler... Birilerinden, bir şeylerden yardım isterler.



Anormal olan ne?

Anormal olan, “Bugün cüzdanına sahip ol, hırsızlık olayları artabilir.” cümlesini okuyup evden çıkmamaktır.

Anormal olan, bir kez gittiğin falcının söyledikleri çıkınca ona her hafta, hatta her gün ve harçlığını / gelirini bitirmene sebep olacak derecede çok gitmendir.

Anormal olan, hayatını buna göre yönetmendir.

Anormal olan, “Adında K harfi olan biriyle bir şey yaşayacaksın.” cümlesini duyduktan sonra, bütün K harflilere o gözle bakmandır.

Sözün özü, değişik doğaüstü şeylere ya da kişilere inanabilirsin. Sana huzur veriyorsa, seni mutlu ediyorsa, biraz da eğleniyorsan, inan hatta! Bir şeylere inanmak güzeldir.

Ancak gerçeklikten kopma!



Kaynak:
 
http://www.bbc.com/turkce/ozeldosyalar/2014/11/141104_vert_fut_dogaustu_inanclar



Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com'a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.



BU YAZILARI DA OKUMAK İSTEYEBİLİRSİNİZ:

Bu Erkeklerden Uzak Dur!




Erkek Beyni Kadın Beyninden Farklı Çalışır, Peki Nasıl?