Yazan: Sibel Şensu – 17.09.2016

Bütün çocukların “özel” olduğu konusunda aynı fikirdeyiz. Yine de bilim adamları bir grup çocuğu zeka ve yetenek özelliklerine göre ayrı tutmak ve onlara özel bir eğitim uygulamaktan yanalar. Üstün zekalı ve özel yetenekli diye adlandırılan bu çocuklar, seçkin yeteneklerinden dolayı, yüksek seviyeli iş yapmaya yeterli oldukları, bu alanda profesyonel olarak bilinen kimseler tarafından belirlenmiş olan çocuklardır. Bunların, kendilerine ve topluma katkıda bulunabilmeleri için, normal okul programlarının ötesinde farklılaştırılmış eğitim programları ve hizmetlerine gereksinim duydukları kabul edilir.

Hangi çocukların üstün kabul edilmesi gerektiği ile ilgili birçok görüş öne sürülmüştür. Bu yaklaşımlardan bazıları aşağıda özetlenmektedir.

Bu çocuklar, saptanan alanların biri, birkaçı veya bunların birleşmesinden oluşan bir bütünlük içinde yüksek başarı gösterirler. Bu yetenek alanları şunlardır:

  • Genel zihin yeteneği,
  • Özel akademik yetenek,
  • Yaratıcı veya üretken düşünme yeteneği,
  • Liderlik yeteneği,
  • Görsel ve sanat yapma yeteneği,
  • Psiko-devimsel (psiko-motor) yetenek

Yaratıcı hizmetler sunarak başarılı olan bireyler üzerinde yapılan incelemeler, üstün çocukların birbiriyle etkileşim içinde olan üç özellik kümesine sahip olduklarını belirtmektedir.

Bu kümelerden birincisi, genel ve özel yetenek düzeyi; ikincisi, yaratıcılık, yani yeni düşünceler oluşturup, bunları yeni sorunların çözümünde uygulayabilme yeteneği; üçüncüsü de motivasyon, yani, bir işi başından sonuna kadar götürecek görev anlayışıdır.

Herhangi bir alanda gerçek üstün başarının sağlanması için yukarıda belirtilen bu üç özellik kümesi arasındaki etkileşim gereklidir. Birey, bu ölçütlerin hepsinde yaşıtlarının % 85’inden ve en azından birinde % 98’inden daha başarılı ise üstün biri olarak kabul edilebilir.

Genel yetenek:

  • Yüksek düzeyde soyut düşünebilme, sözel ve sayısal usa varma, uzamsal ilişkiler, bellek ve sözcük akıcılığı,
  • Dış çevrede karşılaşılan yeni durumlara uyum gösterme ve onları şekillendirme,
  • Bilgi işlemin otomatikleşmesi, yani bilgilerin hızlı, sağlıklı ve seçici olarak anımsanması ile ilgili kapasitelerdir.

Özel yetenekler:

  • Yukarıda belirtilen genel yeteneklerin çeşitli birleşimlerini özel bilgi alanlarına veya sanat, liderlik, yönetim gibi performans alanlarına uygulayabilme kapasitesidir.

Yaratıcılık:

  • Düşüncenin akıcı, esnek ve özgün olması,
  • Deneyime açık olma; kendinin ve diğerlerinin düşüncelerindeki, aksiyonlarındaki ve ürünlerindeki yeniliğe ve değişikliğe karşı alıcı olma,
  • Ayrıntıya, düşünce ve maddelerin estetik niteliklerine duyarlı olma demektir.

Motivasyon ise,

  • Belirli bir problem, çalışma alanı veya herhangi bir ifade şekline karşı yüksek düzeyde ilgi, heves, hayranlık, bağlılık duyma kapasitesi,
  • Sebatkâr, azimli, sabırlı, kararlı olma, çok çalışabilme ve kendini belirli bir işe adayabilme kapasitesi,
  • Önemli bir işin üstesinden gelebileceğine ilişkin bireyin kendisine olan inancı, güveni, aşağılık duygusundan arınmış olması, başarma dürtüsüne sahip olması,
  • Belirli alanlardaki önemli sorunları görebilme ve gelişmelere ayak uydurabilme yeteneği,
  • Bireyin çalışmalarına yüksek standartları hedeflemesi ve dıştan gelen eleştirilere açık olması, kendi ve diğerlerinin çalışmalarına estetiğe dayalı zevk, kalite ve mükemmellik anlayışı ile yaklaşması demektir.

Kişilik ve çevresel öğelerin de bireyin üstün olma niteliğini kazanmasında etkili olduğu ileri sürülmüştür.

Beyin ile ilgili yeni araştırmalara dayanan daha kapsamlı bir tanıma göre, çok zeki bireyler biyolojik olarak farklıdır ve bu farklılık tamamen doğuştan gelmeyip kalıtım ve çevre faktörlerinin karşılıklı etkileşimi sonucunda beyinde oluşan hücresel değişimlerden kaynaklanmaktadır.

Araştırma verilerine göre, yüksek zeka düzeyi beynin başlıca işlevlerinin gelişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bulgulara göre yüksek zekâ düzeyi, bilişsel, duyuşsal, fiziksel ve sezgisel olarak adlandırılan beynin 4 işlevinin ileri düzeyde ve hızlandırılmış gelişmesinin bir sonucudur. Buna göre, zekâ kavramı ve üstünlük artık sadece beynin bilişsel işleviyle kısıtlandırılamaz; tüm beyin işlevlerini ve onların etkin ve bütünleştirilmiş kullanımını içermelidir.

Bir başka yaklaşıma göre üstünlük, “daha yüksek bir farkında olma, daha yüksek bir duyarlılık ve daha yüksek bir anlayış ve algıları, zihinsel ve duygusal deneyimlere dönüştürme yeteneğidir.”

Üstünlerin duygusal yönlerine odaklanan bir başka tanıma göre,

“Üstünlük, ileri bilişsel yeteneklerin ve yüksek derecede yoğunluğun niteliksel olarak normdan farklı iç deneyimler ve farkındalıklar yaratmak üzere birleştiği, eşzamanlı olmayan bir gelişmedir. Bu eşzamansızlık, zihinsel kapasite yükseldikçe artar. Üstünlerin kendilerine özgü olmaları, onların daha incinebilir olmalarına yol açar ve en üst düzeyde gelişebilmeleri için çocuk yetiştirme, öğretim ve rehberlikteki değişimleri zorunlu kılar.”

“Eşzamansızlık” kavramı ile, üstünlerdeki bilişsel, duygusal ve fiziksel gelişim hızlarının eşit olmaması kastedilmektedir. İncinebilirlikleri, eşzamansızlığın neden olduğu gerilimin bir sonucudur.

Tek bir tanım olmamasına karşın üzerinde birleşilen bazı noktalar vardır:

  • Her kişi özgün bir kalıtımsal yapıya sahiptir ve bu yapı içindeki beyin, zekânın ana unsurudur.
  • Zeka dinamik bir özelliğe sahiptir. Çevre koşulları ile artırılabilir veya gelişimi engellenebilir.
  • Zekanın bir çok boyutu vardır (bilişsel, duyuşsal, sezgisel, yaratıcı gibi). Bu nedenle zeka tanımı, bilişsel ve akademik başarıyla sınırlandırılamaz. Dolayısıyla üstün zekâlılığın tanımının da aynı şekilde genişletilmesi gerekir.
  • Dinamik özelliğinden ve gelişiminde hem genetik mirasın hem de çevre koşullarının öneminden dolayı, zeka doğumdan ölüme kadar aynı kalan, değişmez bir özellik göstermez.

Kalıtsal ve çevresel etkileşimin önemli olması, üstün bireylerin zihinsel gelişimlerini devam ettirebilmeleri için kendi düzeylerine uygun öğrenme deneyimlerinden yararlanmaları gereğini ortaya koyar. Bu nedenle, üstün bireylerin eğitim gereksinmelerini karşılayacak farklılaştırılmış bir öğretim anlayışı gereklidir.

Kaynak: 

1.Prof. Dr. Ümit Davaslıgil, İstanbul Üniversitesi, Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü, Üstün Zekâlılar Eğitimi Ana Bilim Dalı’ndan uyarlanmıştır.
2.https://www.psychologytoday.com/blog/youth-and-tell/201112/exploring-the-duality-the-gifted-teen
3. Oğurlu Ü ve Yaman Y. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültes Dergisi,  2010/II; 28:213-223.
4. Şahin F, Kargın T. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi 2013, 14(2) 1-13.