Yazan: Psk. İpek Şensu – 27 Ekim 2017

Kendine zarar verme davranışı, ailelerin kafasını oldukça karıştıran ve onları korkutan bir sorundur. Kişinin kendine hafif ya da orta düzeyde fiziksel olarak zarar vermesi ailenin kafasında “intihara teşebbüs” olarak tanımlanabilir; ancak kendine zarar verme, kişinin ölme isteği olmadan sadece kendisine bilinçli olarak acı verecek eylemlerde bulunmasıdır. Bunların en bilinenleri; kendini kesme, duvara/kapıya/cama yumruk atma, bedenin çeşitli yerlerine yara açmadır. Farklı ülkelerde yapılan araştırmalar sonucunda bu sorunun başlama yaşının, ergenliğin başlama yaşı gibi, kültürden kültüre değiştiği saptanmıştır; Türkiye’de ortalama olarak 16-20 yaşları arasında başladığı söylenebilir.

Aile bunu intihar düşüncesi olarak algılayabileceği gibi, dikkat çekmeye çalışma olarak da düşünebilir; ama bu düşünce de çoğu zaman gerçeği yansıtmamaktadır. Kişi kendine zarar verdiğini çoğu zaman saklamaya çalışır. Okulda ya da dışarıda yara izlerinden dolayı kendisiyle alay edileceğinden ya da hakkında konuşulacağından korktuğundan, kollarındaki izleri saklamak için uzun kollu giyebilir örneğin.

Kendine zarar verme davranışı çoğunlukla ortama uyum sağlayamayan kişilerin, içlerindeki gerginliği, stresi ve baskıyı ortadan kaldırmaya yönelik bir savunma mekanizmasıdır.

Kendine zarar verme davranışı, depresif bozukluk, madde kullanımı, yıkıcı davranım bozukluğu, bipolar bozukluk, cinsel kimlik bozukluğu, yeme bozukluğu gibi ruhsal problemlerde görülen bir sorundur. Ayrıca bazı kişilik bozukluklarının (borderline kişilik bozukluğu, histriyonik kişilik bozukluğu, antisosyal kişilik bozukluğu) da semptomları arasındadır.

Kendine zarar verme davranışında bulunan kişi çok büyük acılar çekiyordur. Sessiz bir yardım çığlığıdır. Hayatında yolunda gitmeyen şeyler vardır ve ailelerin, çocuklarının bedenindeki yaraları ve izleri fark ettikleri anda paniklemeden, soğukkanlılıklarını koruyarak duruma el koymaları gerekir. Ebeveynler bu durumun gelip geçici olduğunu düşünmemelidirler.

En önemlisi, panikleyen ailelerin verdikleri tepkilere dikkat etmemeleridir. Çocuklarına endişe ve korku içinde kızarak onları daha çok korkutmamalıdırlar. Sakin ve şefkatli konuşmalı, göz teması kurmalıdırlar. Kendine zarar verme davranışında bulunan kişi, duygularını dile getirmekte güçlük çekiyor, büyük bir ihtimalle de korkuyordur. Konuşmak istemediğinde zorlamamalıdırlar; ama onun için her zaman orada olup onu dinleyeceğinizi bilmelidirler.

Son olarak, kendine zarar verme davranışı sergileyen ergenlerin genellikle ‘tehlikeli’ olduklarına dair bir inanış vardır. Öğretmenler ve okul yönetimi bu çocuklardan tedirgin olabilmektedir; ancak şu bilinmelidir ki, bu çocukların tek zararları kendilerinedir. Öfkelerini kendilerine yansıtmaktadırlar. Okul ortamında bu tip bir çocuğa denk gelen çalışanların rehberlik servisiyle konuşmaları, çocuğa büyük tepkiler vermemeleri, diğer çocukların davranışlarını ve yorumlarını kontrol altına almaları gerekmektedir.

 

Kaynaklar:

Aydemir , D., Zeki, A., Ünal, D. Y., Kara, M., & Çetin, F. Ç. (2013). Kendine zarar verme davranışı olan ergenlerde psikiyatrik belirtiler, kimlik karmaşası ve benlik saygısı. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 69-76.

Aktepe, E., Çalışkan, S., & Sönmez, Y. (2014). Kendine zarar veren ergenlerin aile işlevlerinin ve benlik saygılarının saptanması: Olgu-kontrol çalışması. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 69-76.

https://www.rehberlikservisi.net/ergenlerde-kendine-zarar-verme-davranisi/

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.