Sınavlara Hazırlanma Sürecinde Çocuğunuza Nasıl Destek Olabilirsiniz?
Yazan: Anabilim Eğitim Kurumları / Rehberlik Birimi - 4 Mart 2017


Sınav sürecinde, öğrencilerin sınavlara yönelik tutumlarını etkileyen pek çok bireysel ve çevresel faktör bulunmaktadır.


Sınavlara hazırlığın yoğunlaştığı şu günlerde, veliler ve öğrenciler yoğun bir kaygı içerisindeler. İki taraf da hem beklentili hem de endişeli...


Sınavlarda başarılı olmak, öğrencinin olduğu kadar anne babaların da isteğidir. Ancak bu dönemde anne babaların bazı yanlış tutum ve davranışlar içerisinde olduğu da gözlemlenmektedir. Bunlar;

  • Çocuğu ile ilgili tüm sorumlulukları üstlenip okul ödevleri için kütüphanelerde araştırma yapan; YGS- LYS başvuru formunu çocuğu yerine kendisi dolduran; mümkün olsa onun yerine sınava girecek olan; “Hiçbir iş yaptırmıyorum, hiçbir şeyini eksik etmiyorum, suyunu bile ayağına götürüyorum.” diyen; hemen hemen tüm derslerde özel ders desteği sağlayan “koruyucu aile modeli.

 

  • BASKICI AİLE TUTUMU


  • Çocuğunun her davranışını “sorgulayan ve yargılayanaile modeli. “Sınavın nasıl geçti?” yerine, “Kaç yanlışın var?", "Arkadaşın kaç puan aldı?", "Senden yüksek alan kaç kişi var?” sorularını öncelikli soran aileler bu gruba girmektedirler.

 

  • Çocuğun geleceği konusunda aşırı kaygı duyan ve kaygısını çocuğuna fazlasıyla yansıtan “kaygılı aile modeli.

 

  • Sınava hazırlık sürecinde olağanüstü bir durum varmış gibi “olağanüstü iyi davranan aile modeli. Yani bir yıl boyunca eve misafir kabul etmeyen, seyahat programı yapmayan, çocuğunun salonda ders çalışmasına izin verip bir yıl boyunca hiç TV izlemeyen, hatta fazla konuşmayan, çocuğuna adeta steril bir ortam yaratan aileler bu gruba dahildir.


Başarının özünde, sorumluluk ve özgüven duygusu vardır. Özgüven, sorumlulukları alıp başarıyla yerine getirmekle oluşur. Sorumluluk vermede ölçü iyi belirlenmelidir. Gençlere verilebilecek en ideal sorumluluk, kendi geleceğinin belirleyiciliğini üstlenme sorumluluğudur.


Çocuğunuzun başarısını artırmak ve bu dönemi daha sağlıklı biçimde geçirmesini sağlamak için size gerekli olabilecek bazı önerileri aşağıda bulabilirsiniz:

Olağanüstü davranmayın.

Çocuğunuzun ergenlik döneminde olduğunu unutmayın. Bu dönem, çalkantılı ve ikilemli bir dönemdir. Çocuğunuzun yerine sorun çözmek ya da ona önerilerde bulunmak istediğinizde, onun sizinle aynı şeyleri göremeyeceğini bilin. Örneğin, güneşli güzel bir günde siz, istememenize rağmen, işlerinizi yapabilirken; çocuğunuz böyle havalarda ders çalışmakta güçlük çekecektir.


Çocuğunuzun geleceği konusundaki endişeleriniz çocuğunuza yansır. Bu nedenle, öncelikle aileler kaygılarını azaltmaya çalışmalıdırlar. Yoğun kaygı yaşayan kişiler, geleceği düşünmekten bugünü yaşayamazlar. Sizin sınav sonucu ile aşırı meşgul olmanız, çocuğunuzun da bu yöndeki meşguliyetini artıracaktır. Çocuğunuza yardımcı olmak için, çocuğunuzun bugün yaptıkları ile ilgilenebilirsiniz.

Sevgiyi şartlı sunmayın. Başarılı ya da başarısız, her koşulda onların yanında olabileceğimizi onlara hissettirmeliyiz. Problemleri çözmeye değil, anlamaya çalışın.

Aile, sürekli ‘Çalış!’ demek yerine: ’Ne yaptın, nasıl gidiyor, bizlerden bir isteğin var mı?’ tarzında bir yaklaşımı tercih etmelidir.

Aile, çocuğun yaptıklarını yetersiz görmek yerine, yapılanları takdir etmeli; yapılması gerekenleri ise yeni hedefler olarak önüne koymalıdır.

Aile, başkalarının yanında çocuklarını eleştirmemelidir.

Beden dili ve ses tonu ile verdiğiniz mesajlara dikkat edin. Anne babalar bazen çocuklarına, “Sınav bizim için önemli değil, kazanamazsan da olur. Canını sıkma, kafana takma!” gibi önerilerde bulunmaktadırlar. Ancak eğer anne-baba çocuğuna bunları söylerken, beden dili ve ses tonu uyumlu değilse, yani ağızlarından çıkan ile bedenlerinin söylediği çelişiyorsa, öğrenci daha çok beden diline dikkat edecektir. Ebeveynlerin kaygılı, üzüntülü halleri çabucak algılanır.

"Meli-malı" ekleri dikkatle kullanılmalı. "Başarılı olmalısın. Dikkatli olmalısın. Kendini dersine vermelisin. Bu yıl mutlaka kazanmalısın.” türünden zorunluluk ifade eden cümleler, öğrencinin kaygısının artmasına neden olmaktadır. Bu tür zorunluluk ifade eden sözleri mümkün olduğunca az kullanmaya çalışın.


Ders çalış demeyin. Sorumluluğunu bilen ve sınavlara hazırlanan öğrenciler için ailelerin uyarılarına ihtiyaç yoktur. Öğrenci ne kadar ders çalışacağına ve ne zaman ders çalışacağına kendisi karar verebilir. Anne babaların iyi niyetli olarak verdikleri "Ders çalış!" mesajları, öğrencinin kaygısını artırabilir. Bazı öğrenciler bu nedenle kendisi için değil, ailesi için ders çalışması gerektiği düşüncesine kapılıp, daha yoğun kaygı hissedebilir ya da ailesine tepki göstererek ders çalışmayı aksatabilir.

Negatif motivasyondan uzak durun. Bazı anne babalar çocuklarının motivasyonunu artırmak için, “Bu gidişle sen asla kazanamazsın, yata yata sınav kazanılmaz.” gibi sözler söyler. Ancak negatif motivasyon, pek az öğrencide başarılı olur. Hatta öğrencinin kendisini başarısız görmesine ve kaygısının artmasına neden olabilir.

"Yasaklama” yerine “kısıtlama” getirin. Çocuğunuzun tüm yaşamını sadece ders çalışmaya ayırmasını; sürekli ev-okul-dershane üçgeni içinde gidip gelmesini beklemeyin. Dersin dışında her şeyi yasaklamak, başarıyı getirmeyecektir.

Kendi hayatınızı unutmayın. Çocuğu sınavlara hazırlanan bazı aileler, kendi yaşamlarını bir kenara bırakarak çocukları için uğraşmaya başlamaktadırlar. Çocuğuna daha fazla yardımcı olmak için annenin işinden ayrılması, annenin çocuğunu sınav salonlarının kapısında beklemesi, öğretmenlerle her gün sonuçları konuşması sık görülen tablolardır. Bu görüntüler çocuğa sınavın çok önemli olduğunu ve kazanamama durumunda ailenin çok üzüleceği düşüncesini hatırlatmaktadır. Sizler, kendi hayatınız olduğunu, sizin de kendi planlarınız olması gerektiğini unutmayın. Böylece hem kendinize hem de çocuğunuza daha fazla yardımcı olabilirsiniz.

Çocuğunuzdan beklentilerinizde gerçekçi olmaya çalışın. Her anne baba kendi çocuğunun daha özel olduğunu düşünür. Oysa her insanın objektif bakıldığında belli alanlarda kuvvetli yönleri olabildiği gibi, belli alanlarda da zayıf özellikleri olabilir. Beklentileriniz ile çocuğunuzun yapabilecekleri birbiriyle uyumlu olursa, çocuğunuz daha az kaygı yaşayabilir.

Bu zor dönemde çocuklarınıza anlayışlı ve destekleyici davranın. Kaygının yoğunlaşması ile birlikte çocuklarınız kendilerini daha çaresiz ve çözümsüz hissedebilirler. Bu nedenle daha tepkili olabilirler. Daha önceden kızmadıkları şeylere bu dönemde daha sert tepkiler gösterebilirler. Bu durumun geçici olduğunu düşünerek çocuğunuza karşı anlayışlı olmaya çalışın.

"Sana güveniyorum." şeklindeki ifadeyi kullanırken dikkatli olun. Anne ve babaların “Sana güveniyorum.” ifadesini öğrenciler genelde “Senden bekliyorum.” şeklinde algıladıklarından, bu ifadeyi sıkça kullanmak olumlu bir etki yaratmamakta; hatta kaygıyı artırabilmektedir. Eğer çocuğunuzun gerçekten çalıştığını gözleyebiliyorsanız, “Ne kadar emek harcadığını görüyorum, hiçbir emek karşılıksız kalmaz.” demek daha etkili olabilir.

ÇOCUĞUNUZUN SINAV ÖNCESİ DÖNEMDE EN ÖNEMLİ GEREKSİNİMLERİ, HUZURLU, SAKİN VE MUTLU BİR ORTAM; SEVGİ VE DESTEK; İLGİ VE ESNEKLİK; GÜVEN VE CESARETTİR.

DOĞRU EBEVEYN YAKLAŞIMLARI İLE BU ORTAMI ONLAR İÇİN OLUŞTURDUĞUNUZDA,
BAŞARI ZATEN KENDİLİĞİNDEN GELECEKTİR.

 

Kaynaklar:

http://www.egitimtercihi.com

http://sorgunram.meb.k12.tr/



Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com'a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.



BU YAZILARI DA OKUMAK İSTEYEBİLİRSİNİZ:

Sınav Kaygısı Nedir, Nasıl Önlenebilir? 


Sınavda Başarıya Götüren Strateji ve Taktikler