Yazan: Ece Gökyar – 14.02.2017

Bu aralar çocuk ve ilkgençlik kitapları okuyorum. Alıp başını gidiyor aklım, kendimi farklı diyarlardan güçlükle topluyorum. Öyle zengin, öyle dolu ki herbiri, ardı arkası gelmesin istiyorum okumaların. Ve tam da bu isteğe uygun, evimizin gençlerinden şöyle sözler duyuyorum sıklıkla;

– Anne, ben şu kitabı bitirdim, sen de oku. Okuman için nereye koyayım?

– Anne, niye sen başladın o kitaba? Keşke önce ben okusaydım…

Ya da

– Anne, önce sen okusan bu kitabı, başladım ama çok hoşuma gitmedi, sen tavsiye edersen ben de okurum…

Komik değil mi?

Bir de bu aralar sıklıkla aklıma “sevgi dili” takılıyor…çocuklarımıza kullandığımız sevgi dili…Kimbilir belki, hemen her kitapta karşıma arkadaşlık, dostluk, birliktelik, oyun ya da “sevgi” çıktığı içindir. Ya da kimbilir belki bugün “Sevgililer Günü” olduğu içindir.

O zaman sadece bir gün değil ama her gün çocuklarımıza nasıl bir sevgi dili kullanmalıyız, onlara olan sonsuz sevgimizi nasıl ifade etmeliyiz, birlikte bakalım mı?

Birkaç öneriye hayır demeyeceğinizi umuyorum…

Hiç ummadığı bir yere (yastığının altına, giysi dolabına, tabağının yanına, banyodaki aynaya ya da istediğimiz başka bir yere) sadece “Seni çok seviyorum” yazılı bir kart bıraksak…

Bunu yapan ebeveynler, çocuklarının bu notları uzun yıllar sakladığını belirtiyorlar. Ne hoş!

3o saniyelik bir sarılmanın müthiş şifa gücünü kullansak…

Sarılma sayesinde içinde bulunulan ruh hali anında olumlu yönde değişiyor, kişiler arasındaki bağ güçleniyor. Kızım küçük bir çocukken, çeşitli nedenlerle ağlama krizlerine girdiğinde şöyle derin bir nefes alıp onu sıkı sıkı kucakladığımı bilirim. Çok geçmeden kolları gevşer, bedeni sakinleşir ve gözlerini kapardı kucağımda. İşte doyasıya öpmek için bir vesile daha! Artık kucağımıza sığmayacak kadar büyüdülerse de kucaklamanın her zaman işe yaradığına inanıyorum. Onları ne çok sevdiğimizi ve her zaman yanlarında olacağımızı hissetmeleri için…


Çocuklarımız da insan, öyle değil mi? Eh o zaman, kendiliğinden yaptıkları (ya da yapmadıkları) her şey için sık sık teşekkür etsek onlara…

Hadi ebeveynliğin en keyifli yanı bu olsun ve biz onlara, varlıkları için hep teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirelim. Özellikle de ergenlikle birlikte bol bol…

Ne kadar yorgun, mutsuz ya da umutsuz olursak olalım, her gün, her bir çocuğumuzla özel anlar geçirsek…

Deneyimli bir annenin şöyle dediğini duymuştum bir zamanlar:

Yürüyüşe çıkın, sinemaya gidin, yemek hazırlayın ya da evde birlikte film seyredin. Oğlum sıklıkla odama gelir ya da ben onun odasına misafir olurum ve sevdiği müzikler, bir gece önce gördüğü rüya, arkadaşları, kısacası ilgisini çeken her şey hakkında sohbet ederiz. Bu sırada ona “öğüt” vermem, sadece dinlerim ve iki arkadaş gibi konuşuruz. 

Kızımla köpeğimizi gezdiririz, dükkanlara girip çıkarız ya da birlikte kutu oyunları oynarız. Kimi zaman film seyreder, kimi zaman da radyoyu, bilgisayarı, televizyonu kapatıp sadece konuşuruz. Bana en iyi arkadaşı olduğumu söyler.

Çocuklarımızın yaptıkları ya da sevdikleri şeyleri her zaman anlamamız (ya da beğenmemiz) gerekmiyor. Buna rağmen onların her daim arkalarında olduğumuzu bilmelerini sağlasak…

Bir başka anne şöyle söylüyor:

Oğlum müzisyen. Kimi zaman konserlerine gidiyorum. Yaptığı müzik, benim müzik anlayışımın çok çok uzağında. (Artık kendi ailemin geçmişte neler hissetmiş olabileceğini daha iyi anlıyorum). Yine de oğlumu izliyorum, dinliyorum ve eve döndüğümüzde bestelediği parçalar hakkında ona sorular soruyorum.

Yardımlaşma her insanı mutlu eder, öyle değil mi? O halde kimi zaman onlardan ev işi, yemek, tamirat ve daha pek çok konuda yanımızda yer almalarını istesek…

Sadece alet çantasından gerekli tornavidayı çıkarmaları bile onları mutlu edebilir. Bırakalım kızımız yemekleri pişirsin, oğlumuz kahvelerimizi yapsın, bize de keyifli keyifli sohbet etmek ya da ayaklarımızı uzatıp kitabımızı okumak kalsın.

Çocuklarımız yapmamaları gereken bir şey yaptığında onları düzeltmek, bir ebeveyn olarak görevimiz olabilir, ancak eleştirilerimizin “acımasız” olmamasına daha çok dikkat etsek…

Belki “sandviç metodu”, bu konuda harikalar yaratan bir yöntem olabilir. Nasıl mı? Diyelim ki, kızınız, çalışma masasının yanında bulunan çöp kovasına meyve kabuklarını atmış olsun. Sandviç metodu şu;

Olumlu ifade: Tatlım, biliyorsun, ben demeden yaptığın şeyler beni çok mutlu ediyor. Bunun için sana teşekkür ederim.

Düzeltici ifade: Ancak, odandaki çöp kovana meyve kabuklarını atman, bir takım sağlık sorunlarına yol açabilir. Üstelik bu tip çöpler odanın da bir süre sonra kötü kokmasına neden olabilir. Bir dahaki sefere odanda meyve yedikten sonra kabuklarını mutfaktaki ağzı kapalı çöp kovasına atar mısın lütfen? 

Olumlu ifade: Sana bu konuda güvenebileceğimi biliyorum, teşekkür ederim. Bana her konuda çok destek oluyorsun, seni seviyorum.

Biliyor musunuz, doğrudan “Seni seviyorum” cümlesini duymayan çok sayıda ergenin büyüdüğünde bunun acısını içlerinde çok yoğun olarak hissettikleri belirtiliyor uzmanlarca.Yani anne babasından “Seni Seviyorum” sözlerini duymamış bir kadın ya da erkeğin ruhunda her zaman bir boşluk olacağı dile getiriliyor.

Şimdi, ister duyguları sel olup engelsiz akabilen bir anne olun, ister kendisi de geçmişte ebeveynlerinden tek bir “Seni seviyorum” cümlesi duymamış ve hatta kendi sevgisini de sözcüklerle dile getirmekten yüzü kızarırcasına utanan bir baba…Şu andan itibaren, ergen kızınızın ya da oğlunuzun omuzlarına ellerinizi koyun, gözlerinin içine bakın ve “Şu anda söyleyeceğim şeyi dikkatle dinlemeni istiyorum” deyin ve ekleyin “Seni çok seviyorum”. Sonra sımsıkı kucaklayın onu. Çocuklarımız, onlara olan sevgimizi ifade etmemizden asla sıkılmayacaklardır.

Kaç yaşında olurlarsa olsunlar, çocuklarımıza sevginin her zaman ve bol bol gösterilmesinden yanayım. Eminim siz de öyle! Çocukluğunda duygusal yönden tatmin olmuş sağlıklı erişkinler olmaları bizim elimizde. Ergenliğin güvensiz ve fırtınalı sularında yollarını bulup sağlıklı birer genç yetişkin olarak karşı kıyıya çıkmalarına yardımcı olalım. Sevgi depolarını ağzına kadar dolduralım. 

Küçükken çocuklarımla birlikte ünlü masal kahramanı Winnie’nin maceralarını okurduk. Sanırım Winnie’nin Christopher’dan duyduğu en güzel sevgi sözleri şunlar olmalı:

Bunu her zaman hatırlayacağına söz ver…

Sandığından daha CESURSUN.

Göründüğünden daha GÜÇLÜSÜN.

Düşündüğünden daha AKILLISIN.

Ve bildiğinden daha çok SEVİLİYORSUN

Sevgililer Günümüz Kutlu Olsun !

 

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.