Yazan: Sibel Şensu – 26 Nisan 2018


Videolarında, yakalamaya çalıştığım bilgilerle dolu cümleleri havadan sudan konuşur gibi rahat ve samimi bir tarzda art arda eklerken izlediğim bu genç adam, Refik Anadol, Yeni Dünya’da çoktan ünlenmiş, çağı yakalayıp da önüne geçmiş ve açtığı yeni pencerelerle hayranlık uyandırmakta olan bir sanatçı. Henüz 30’larında olsa da, bu kısacık zamana, özgün ve şaşırtıcı eserlersığdırmayı başarmış. Üstelik, yeteneği, bilgisi, ekip çalışmalarına yatkın kişiliği ve hayalleri ile daha yapacak çok işi olduğu gün gibi ortada.

Anadol, ortaya koyduğu birbirinden farklı çalışmalar nedeniyle, medya sanatçısı, tasarımcı, yönetmen ve mekansal düşünür kabul ediliyor. Bilgi Üniversitesi’nde Görsel İletişim Tasarımı ve Kaliforniya Üniversitesi’nde Medya Sanatları okuduğunu, fotoğraf ve video sanatları konusunda eğitim aldığını okuyoruz. Sonuçta, yaratıcı dünyasında sanatı ve teknolojiyi harmanlayarak kendine has yeni bir tarz oluşturuyor. İçindeki büyük enerjinin sanat eseri olarak karşılığı, büyük boyutlu, binaları sarıp sarmalayan, duvar boyu tuvallerden fışkıran ya da dev konser salonlarında izleyiciyle buluşan kocaman, yerinde duramayan, sürekli değişen yapıtlar.

Antik Mısır’dan Orta Çağ’a kadar birçok düşünürün, René Descartes’ınalgı konusundaki tezlerinin, nörolojik hastalıklarla ilgili tıbbi çalışmaların ve “Blade Runner 2049 / Bıçak Sırtı 2049” filminin üretim sürecine giden yoldaki ilham kaynakları arasında olduğunu anlatıyor Refik Anadol. Sol LeWitt, James Turrell, Andy Warhol, Ryoji Ikeda, Ryuichi Sakamoto, Alva Not gibi sanatçılara yakın hissettiğini söylüyor. “Mimariyi kanvas, ışığı materyal olarak kullanmak” üzere ilk adımı olan lisans bitirme projesi, yani okul binasının dış duvarını kullanarak yaptığı 3D video projeksiyon çalışması öyle ilgi çekiyor ki Almanya’ya davet ediliyor ve “Quadrangle” ortaya çıkıyor. Bu, yazılım aracılığı ile elde ettiği verileri ışık kullanarak görüntüye dönüştürürken bir binanın tümünü tuval gibi kullandığı ilk çalışma. Bunu“Semaphore” ve diğerleri izliyor.

2011’de İstanbul Bienali’ne davet ediliyor. Bu kez İstiklal Caddesi’nde, caddenin sürekli değişen seslerini kaydettiği, sesi, ışık kullanarak hareketli görüntülere dönüştürdüğü dinamik bir instalasyon, “Augmented Structures v1.0”, sergileniyor. 

Derken bir sıra dışı çalışma daha çıkıyor ortaya: “Visions of America: Ameriques”. Büyük bir konser salonunda, dev LA Filarmoni orkestrasının arkasında, insan ve müzik aleti seslerini, orkestra şefinin el hareketlerini kaydedip görüntüleri, ışığı ve boşluğu birbirine katarak müzikle birlikte değişen görüntüler oluşturduğu etkileyici bir performans. 

2014 ve 2015’de şehirlerdeki açık ve geniş alanlarda yapabileceklerinin sınırsızlığı ile birçok proje üzerinde çalışıyor. San Francisco’da “Virtual Depictions: San Francisco”adlı çalışmasında “bir sanat eserinin zekası varsa ve şehirde neler olup bittiğini fark ediyorsa ne olur?” diye soruyor ve yol kenarına koyduğu dev ekranda sürekli değişen şehir görüntüleriyle eşsiz bir enstalasyon daha gerçekleştiriyor.

Refik Anadol’un her çalışması diğerinden farklı ve her eserinde bir öncekini aşmayı hedeflemekte. Mimarlar, medya sanatçıları ve bilim adamları ile işbirliği içinde. Tüm eserleri dinamik olup dışarıdan aldığı verileri teknolojinin yardımı ile anlık değişen görüntülere dönüştürüyor. 

Tüm sanatçılar gibi o da bir öykü anlatıyor izleyicisine. Ama o, kendisinin de dediği gibi, bir “modern zaman öykücüsü”. Öyküsünü, öncekilerden farklı tarzda anlatmaya can atıyor. 

Bu yeni tarz beğenilmiş olmalı ki Google, Microsoft, Nvida, Intel ve IBM onu yakından izliyor. Birçok ödülün sahibi şimdiden. Microsoft Araştırma En İyi Vizyon Ödülü, Alman Tasarım Ödülü,UCLA Sanat+Mimarlık Moss Ödülü, University of California Institute Sanatta Araştırma Ödülü bunlardan bazıları. 

Walt Disney Concert Hall (ABD), Hammer Museum (ABD), International Digital Arts Biennial Montreal (Kanada), Ars Electronica Festival (Avusturya), l’Usine| Genève (İsviçre), Arc De Triomf (İspanya), Zollverein | SANAA’s School of Design Building (Almanya), Santral İstanbul Çağdaş Sanatlar Müzesi (Türkiye), Outdoor Vision Festival Santa Fe New Mexico (ABD), İstanbul Tasarım Bienali (Türkiye), Sydney City Art (Avustralya), Lichtrouten (Almaya) gibi birçok yerdesergileme yapmış durumda.

Ayrıca, UCLA Design Media Arts Department’da bilgilerini heyecanla ve içtenlikle aktardığı dersler vermekte.

Refik Anadol’u Mart 2018’de İstanbul’da, Pilevneli Gallery’de yer alan “Eriyen Hatıralar” sergisi ile konuk ettik. Büyük ilgi çeken bu sergiyi bir sonraki yazımızda okuyabilirsiniz.

Sanatla zenginleşen günlere…

Kaynaklar:

www.refikanadol.com

www.hurriyet.com.tr/refik-anadol-kisisel-gelisim-ve-uretim-asla-durmamali-40263936

www.sanatblog.com/refik-anadol-ile-zenginlestirilmis-mekanlar/

www.kcet.org/shows/artbound/refik-anadol-media-architecture-artist-disney-concert-hall-current-la
bigumigu.com/haber/refik-anadol-dan-en-ozel-veriyi-isliyor-eriyen-hatiralar/

www.artfulliving.com.tr/sanat/baskalarinin-anilarina-dokunabilir-misin-i-14860

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’aait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamındakorunmaktadır. http://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerekalıntı yapılabilir.