Anasayfa, Gezi

Yeşilırmak’ın Süslü Kızı; Amasya

Yazan: Sibel Şensu – 20 Ağustos 2022

İstanbul’dan Bolu ve Merzifon üzerinden yaklaşık 7 saatlik bir yolculuktan sonra Amasya’ya girdiğinizde ve Elmasiye Caddesini geçip Saat Kulesine vardığınızda – hele de benim gibi ilk kez geliyorsanız – şaşkınlıktan nefesiniz kesilecektir. Yeşilırmak sakince akıp giderken onun hemen kıyısında yan yana dizilmiş “Yalıboyu Evleri”, – ki ev demek haksızlık olur, bazıları birer konak – , beyaz badanaları ve doğrudan suya açılan kahverengi ahşap pervazlı pencereleri ile sizi büyüleyecektir. Karmaşık duygulara kapılırsınız hayranlıkla izlerken; Osmanlının son döneminden bize kalmış bu eşsiz mirasa tanıklık etmekte bu kadar geç kalmış olmaktan üzülür ve utanır; neden daha çok tanınmıyor olmasına hayıflanır ve korunmuş olmasına sevinirsiniz…

Yalıboyundaki konaklar artık birer otel. Ya bunlardan birine – ki biz biraz da adı cezbettiği için Ayşe Hanım Konağında kaldık -, ya da bir arka sokaktakilere bavulunuzu attıktan sonra ilk isteyeceğiniz, Yeşilırmak boyunca yürümek olacaktır. Yürüyüş yolu karşı kıyıda olduğundan ırmağın iki tarafını sık aralarla bağlayan sevimli köprülerin birinden karşıya geçmeye yeltenirsiniz. Ama köprü üstünde durup her iki yöne ve ırmağı seyre dalan kahverengi gözlü konaklara bakmadan ve birkaç anı fotoğrafı çektirmeden edemezsiniz. Eğer hava kararmaya başlıyorsa lambalar birer birer yanar. Yeşilırmak’ın süslü kızının pırıltılı takılarını takarak akşama hazırlanışına tanık olursunuz.  Gökyüzü güzel bir mavilikle sönerken konaklar ışıklara boğulur. Hatta, – bize denk geldiği gibi -, ırmağın suları üzerinde bir hilal belirebilir. İşte o zaman köprü korkuluklarından ayrılamaz, tüm ışıkları içinize çekmek istersiniz.

Bakışlarınızı yalıboyu evlerinin üzerine kaydırdığınızda başka bir ayrıntı belirginleşecektir. Milattan önce 200’lerden, Pontus krallarından kalan kaya mezarları sarı titrek ışıklar altında kendilerini size sunarlar.  Mitridas Ktistes,  Ariobarzan ya da Farnakes’tir, burada yatan kıralların adları. Ne uzun bir dönemin izlerini taşıdıklarına hayret edersiniz. Biraz daha yukarıya çevirirsiniz başınızı ve Amasya’nın sırtını dayadığı Harşena Dağının en üst noktasında Amasya kalesini sarı ışıklar altında görürsünüz. Şehzadeler Şehri diye de anılan bu şehirde Çelebi Sultan Mehmet, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet ve II. Bayezid gibi birçok şehzadenin Yeşilırmak kenarında dolaştığını ve gözlerini, bizim gibi, kaleye ve kaya mezarlarına çevirerek Dersaadet’te kendilerini bekleyen saltanatı düşündüğünü hayal edersiniz. Ferhat’ın Şirin uğruna dağları deldiği yer de burasıdır ya, inanışa göre, kimbilir belki Şirin’in ayak izlerini seçersiniz ince sokaklarda… Milattan önce 3000’lerden itibaren şehri savunmak üzere kullanılmış olan Amasya kalesinin yaşlı gövdesi saygı uyandırır sizde. Oradan şehre bakmak heyecan verici olacaktır, ciddi sayıda basamağı ve tırmanmayı göze alabilirseniz…

Yoldan geldiniz ve acıktıysanız muhtemelen Amasya’ya ait lezzetleri tatmak istersiniz. Kime sorsanız sizi Amaseia Mutfağı’na yönlendirecektir. Yeşilırmak’a bakan pencerelerden birinin yanındaki masada yer bulduysanız şanslısınızdır, bu arı kovanı gibi işleyen restoranda. Mutlaka yerel tabaklar olsun diye ısrarcıysanız size Toyga çorbası (yoğurtlu nohutlu yarma çorbası), baklalı dolma (içinde bakla olan yaprak sarma),  etli bamya ve keşkek getirirler. Keşke, dersiniz, bu tür yöresel restoranlardan daha çok olsa; keşke, rekabet kaliteyi artırsa…  Yemek sonrası ise, Yeşilırmak’ın karşı kıyısına geçmekten ve akşamları trafiğe kapatılan yolda, elinizde dondurma külahınız, sanki tüm Amasya ahalisi ile birlikte bir ileri bir geri yürümekten keyiflisi olmaz.

Sabah olduğunda, tarihe meraklıysanız, gezilecek pek çok mekan olduğunu görürsünüz. Saat Kulesi şehrin sembol yapılarından biridir. İlk hali 1800’lerde yaptırılmıştır ve önünde bir fotoğraf çektirmeyi kesinlikle hak eder.

Ama daha pek çok tarihi eser sizi beklemektedir; Amasya Müzesi, Hazeranlar Konağı Müze Ev, Minyatür Amasya Müzesi, Çelebi Mehmet ve Haliliye  medreseleri, Yörgüç Paşa Camii, Bayezid Paşa Camii, Gümüşlü Camii, Gökmedrese Camii, Burmalı Minare Camii, Amasya Fethiye Camii ve Saraçhane Camii bunlardan bazılarıdır. Belki de mesleki bir sempati ile biz Bimarhane / Darüşşifa‘yı, diğer adı ile Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesini gezdik. Bu yapılar Selçuklu ve Osmanlılarda hastaları (bimar) tedavi etmek için inşa edilmişler. Benzerini Edirne‘de de bulacağınız bu mekanda o dönemde kullanılmış araç gereçleri, çeşitli şifalı bitkileri, cerrahi teknikleri, müzikten tedavide nasıl yararlandıklarını görebilirsiniz. Müze adını Osmanlı döneminde hekimlik yapmış Sabuncuoğlu Şerafeddin’den alıyor. Salonları tıpta katettiğimiz yol üzerinde düşünerek gezerken bu bilim insanını da anmış olursunuz.

Yalıboyu evlerinin arkasındaki dar sokak, dönerken yanınızda götüreceklerinizi sergileyen tezgahlarla doludur. Her yerde elma motifi olduğunu görürsünüz, ama o enfes elmanın kendisinin üretiminin azaldığını söyleyeceklerdir size. Yine de belki elmadan bir anahtarlık alıp arkasına sevdiğiniz birinin adını yazdırmayı istersiniz ve o sevdiğinizin de bu güzel deneyimi yaşamasını dilersiniz.

Zamanınız dolmaktadır… Amasya’ya iki gece ayırsanız yetecektir ama biraz daha süreniz varsa çevrede dolaşabilir, Borabay Gölü’ne ya da Yedikır Baraj Gölü’ne gidebilirsiniz.

Ayrılık zamanı… Son bir şey kalmıştır yapılacak; Saat Kulesinin karşı sırasında yürüyüp hamamın arkasında Galip Usta Çörekçisini bulmak ve sıraya girmek… Sıra size yaklaşırken vakur edayla tepsilerde yatan mis gibi Amasya çörekleri, cevizli haşhaşlı burma çörekleri ve Amasya yağlılarının hepsinden almak isteğiniz karşı konulmaz hale gelecektir. Belki bizim gibi kendinize hakim olup tadımlık alır ve yakındaki parkta çay eşliğinde yersiniz.

Bu eşsiz şehir sizi konuk etmek için asil ve dingin bir bekleyiş içinde… Tarih, doğa, farklı lezzetler ve romantik birkaç gün arayanlara mükemmel bir ev sahipliği sunmaya hazır.

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. https://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.

Comments are Closed

Theme by Anders Norén