Anasayfa, Sağlık

Sedef Hastalığı Nedir?

Yazan: Dr. Sibel Şensu – 1 Ocak 2022

Cildimiz 1.2 m2 ‘lik yüzeyi ile en büyük organımızdır. Vücudumuzu sarıp sarmalayarak dışardan gelebilecek zararlara karşı koruyan, ısı ve su dengemize katkıda bulunan ve bize özel görüntümüzü kazandıran cildimiz, çevremizdeki dünya ile doğrudan, aracısız karşı karşıya olduğundan, birçok yara – bereyle, zedelenmeyle ve hastalıkla baş etmek zorunda kalır. Buna ek olarak, ailesel ya da genetik geçişli bazı cilt hastalıkları da vardır.

Cildin hastalıklarından biri, 100 kişiden 1 ya da 2’sinde görülen ’sedef hastalığı’dır.  Kafada, dirseklerde, dizlerde veya sırtta, cilt üzerinde sedef beyazlığında yama şeklinde ince pullanmalar sedef hastalığının tipik görüntüsüdür. Bazen tırnaklarda değişiklikler ve eklem rahatsızlıkları da buna eşlik eder. Başladıktan sonra hayat boyu devam eden, yani kronik olan bu hastalıkta sakin dönemleri alevlenmeler ve yeniden sakin dönemler izler. Alevlendiği dönemlerde bazı cilt alanları pullanır, acı verecek kadar kaşıntılı hal alır. Önemli bir nokta da, mikroplarla ilgisi olmadığından ne hastalığın kendisi ne de cilt  pullanmalarının asla bulaşıcı olmamasıdır.

Sedef hastalığının ortaya çıkmasına neyin neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Kişisel bir yatkınlık olduğu düşünülmekte olup, muhtemelen bağışıklık sistemi ile ilgili sorunlarla hastalık görünür hale gelir.  Genetik geçişli olduğunu gösterir pek çok çalışma olmasına karşın, bu geçişin nasıl olduğu henüz kesin olarak açıklanamamıştır. Sedef hastalarında bilinmeyen bir nedenle, bilinmeyen bir uyaran ile cildi oluşturan ‘epitel’ hücreleri normalde olması gerektiği gibi 21 – 28 gün yerine çok hızlı, aşırı oranda çoğalmakta ve hızla dökülerek gözle görülen tipik pullanmaları oluşturmaktadır.

Sedef hastalığı her yaşta başlayabilse de sıklıkla gençlikte ortaya çıkar. İkinci yoğun başlangıç dönemi ise 55 – 60 yaşlardır. İlk ortaya çıkışını izleyen birkaç hafta, ay ve hatta birkaç yıl sessiz kaldıktan sonra yeni bir atak görülür. Enfeksiyonlar, cildi tahriş eden durumlar ve giysiler, güneş yanığı, stres veya sigara, alkol ya da aşırı kilo gibi sağlıksız yaşam koşulları alevlenmeleri tetikler. Yaz ayları daha iyi geçerken kışın yakınmaların şiddetlendiği görülebilir. Ultraviyole ışınları hastalığın sessizleşmesine yarar ve bu sayede, tedavide de denenebilir. Ancak aşırı güneş ışınlarının ve yanıkların zararlı olacağı unutulmamalıdır. Sağlıklı beslenme, egzersiz ve sağlıklı yaşam koşulları tüm organlar gibi cilt ve cilt sağlığı üzerinde de büyük yararlar sağlar.

Günümüzde, dünyanın her bölgesinde görülebilen bu hastalıkla ilişkili pek çok araştırma yapılmakta ve rahatlatıcı birçok yaklaşım geliştirilmektedir. Şimdilik kesin bir çözümü olmadığı için hastalığı kontrol altında tutmanın ve alevlenmeleri hafif atlatmanın tedavinin asıl hedefleri olduğu bilinmelidir. Yine de ilk adım, hastalığın özelliklerini öğrenmek olmalıdır. Alevlenmeleri nelerin tetikleyebileceğini bilmek, tedavi seçenekleri hakkında bilinçli olmak, güçlü ve soğukkanlı hissetmemizi sağlar. Uzun süren kronik hastalıklarda psikolojik / psikiyatrik destek almak da gücümüzü ve direncimizi artırır. Fiziksel ve zihinsel olarak dirençli olunduğunda, sedef hastalığı ile yaşamak başa çıkılabilecek bir durum haline gelir. Tam tersine, stresin ve olumsuz düşüncelerin ise bilimsel çalışmalarla da ortaya konan negatif etkileri vardır.

Tedavi seçenekleri çok çeşitlidir ve biri yetersiz kaldığında doktorların geçebileceği yeni bir tedavi her zaman bulunur. Tedaviler, kişinin yaşı, cildinin özellikleri, yaşam tarzı, daha önce kullandığı ilaçlar gibi birçok unsur göz önüne alınarak planlanır. Cilt üzerine sürülen ilaçlar, nemlendiriciler en yaygın seçeneklerdir. Daha şiddetli durumlarda ağızdan ilaçlar denenir. Ultraviyole fototerapisi ve lazer tedavisi gibi seçenekler de vardır. Ayrıca bazen birkaç yöntem bir arada kullanılabilir ya da tedaviler rotasyonlar halinde değiştirilebilir.

Sedef hastalığı dünyada 125 milyon kişiyi ilgilendiren en yaygın kronik hastalıklardan biri olması yanı sıra, belki de genç nüfusta yaygınlığının da katkısı ile, hastaların sıkıca örgütlendiği, samimi paylaşımlarda bulunduğu, destek grupları oluşturduğu bir hastalıktır. Görüntünün özgüven ve sosyal ilişkilerde büyük önem taşıdığı ergenlikte ve gençlikte dışarıya açılan yüzümüzde, cildimizde olan sorunlar depresyon, anksiyete, sosyal fobi, utanç, çaresizlik hissi gibi bazı psikolojik sorunlara yol açabilir. İşte o aşamada uzman desteklerine ek olarak akran destek gruplarının varlığı da çok önemli bir yere sahiptir.

Sedef hastalığı ile yaşayan Josh Ship’in ve Doe Zantamata’nın, kader arkadaşlarına önerileri ile bitirelim:

“Ne bir insanın, ne bir rahatsızlığın, ne de bir hastalığın, hiçbir şeyin seni üzmesine izin verme; Hayatının kontrolünü eline al ve kendi kendini mutlu et”.*

Bazı günler daha iyidir, bazı günler daha kötü. Kötüler yerine iyilere odaklan. Olumlu ol, güçlü ol ve yeterince dinlen. Her şeyi yapamazsın ama yapabileceğinin en iyisini yapabilirsin.” *

Güzel günlere…

*“Don’t give anyone a right to make you sad, whether it’s a person, disorder or disease. Take control of yourself and make yourself happy”.

“Some days are better, some days are worse. Look for the blessing instead of the curse. Be positive, stay strong, and get enough rest. You can’t do it all, but you can do your best.”

medium.com/the-road-to-wellness/5-inspirational-quotes-that-helped-me-to-living-with-chronic-psoriasis-a0f01dc064b4

KAYNAKLAR:

  1. Karaduman A. STED 2000. tb.org.tr/STED/sted0300/03002
  2. British Association of Dermatologists’ Patient Information Lay Review Panel 2018
  3. Psoriasis and Psoriatic Arthritis Alliance. https://www.papaa.org/media/2254/what-is-psoriasis-2020.pdf
  4. https://www.psoriasisdernegi.org/

Yasal Uyarı: Her hakkı www.superergen.com’a ait olan özgün içerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. https://www.superergen.com adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilir.

Comments are Closed

Theme by Anders Norén